Our Blog

Yemek Fotoğrafçılığında Bilmeniz Gereken 7 Jargon

1 Mart 2018 0 Blog

Her sektörün, sadece kendisine özgü, başkalarının pek de duymadığı terimleri vardır ve bunlara jargon denir. Bu durum yemek fotoğrafçılığı için de geçerli. Arada bir kullandığınızda işinize hakim olduğunuz hissiyatı yaratacak bu jargonları bilmenizde fayda var.

1- Manken

Burada kastedilen manken, yine bir yemek 😊 Her yemek türü, aradan uzun bir süre geçtikten sonra canlılığını koruyamayabilir. Böyle durumlarda; kamera açısı, ışık vb. ayar için bir “manken yemek” kullanarak hiç acele etmeden fotoğraf öncesi gerekli tüm hazırlıklarınızı rahatça yapabilirsiniz. Bu terim, sinemada aktörler için de kullanılıyor. Böylece, her çekimin belirli ön hazırlık aşamalarında ünlü isim veya aktör o an orada olmasa bile tüm hazırlıklar tamamlanabiliyor.

2- Süper Kahraman

Bir yemek için süper kahraman deniliyorsa, orada kastedilen, yemeğin son halidir! Yemek, artık son çekimler için tamamen hazırdır. Mankenlerle tüm ayarları tamamladıktan sonra, süper kahramanınızı sahneye çağırabilir ve ilk deneme çekimlerini gerçekleştirebilirsiniz. Müşterilerinize göndereceğiniz ilk fotoğraflar genelde bu çalışmalardır.

3- Masayı İşaretlemek

“Masayı işaretleme” terimine benzer farklı sözcükler duymuş olabilirsiniz. Ama en yaygın olanı budur ve buradaki işaretle kastedilen şey, yemek tabağının bulunduğu pozisyonun işaretlenmesidir. Böylece, yemeği kaldırıp tekrar aynı konumda bir çekim yapmanızın gerektiği durumlarda işaretleri izleyerek aynı konumu tekrar rahatlıkla yakalayabilirsiniz.

4- Yemeği Parlatmak

Ne tür bir yemek olursa olsun, aradan biraz zaman geçtikçe, yemek üzerinde kuruma veya canlılığını kaybetme gibi durumlarla karşılaşabilirsiniz. Tüm yemek stilistleri ve yemek fotoğrafçıları bunun için çok basit ve çok etkili bir yöntem kullanırlar. Yemeğin üzerine su püskürtürler veya üzerine biraz yağ sürerler. İşte yemeği parlatma teriminden kastedilen de budur! 😊 Amaç, yemeğin tazeliğini kaybetmemesi.

5- Yemek Heykelciliği

Özellikle et ürünü çekimlerinde, bir heykeltıraş gibi çalışmanız gerekebilir. Alüminyum folyolar bu tür durumlarda çok işe yarar. Köfte kenarlarını düzleştirebilir veya çiğ et kategorisine giren et dilimlerini, öncesinden hazırladığınız bir alüminyum kalıbın üzerine dilediğiniz şekilde yerleştirebilirsiniz. Böylece yemekleriniz, siz onlardan nasıl görünmelerini istiyorsanız, tam da o şekilde görünürler.

6- Taçlar ve Topuklar

Bu terimler daha çok, hamburger gibi fast food yemekler için kullanılıyor. Hamburgeri kapatan üstteki ekmek dilimleri için “taçlar” ve tabandaki ekmek dilimleri için de “topuklar” deniliyor. Aslında çekim ortamını düşündüğünüzde bu terimler işin pratiğine ve işlerin hızlı yürümesine de yardımcı oluyor. “Bana birkaç tane üst dilim ekmek gerekiyor.”, demektense “taç” demek daha pratik. Yemek stilistleri; taçları ve topukları, fotoğrafın görünmesi gereken tasarıma uygun bir şekilde seçer ve yerleştirirler.

7- Yemek Mimarlığı

Yemek fotoğrafçılığında kimi zaman, tüm yemekler sizin onlardan istediğiniz şekilde davranmayabilirler. Bu yüzden biraz yemek mimarlığı yapmanız gerekebilir. Bunu hep dışarıdan hayal ederiz fakat yemeklerin içerisine müdahale etmeniz gereken durumlarla da karşılaşacaksınız. Buradaki amaç, yemeğe istediğiniz pozisyonu kazandırmak. Örneğin; birkaç kirazın bir kaşık üzerinde üst üste durmasını istiyorsanız, hepsini bir kürdana geçirebilirsiniz. Geriye düşmemeleri için de, yine çok ince bir ahşap çubuktan yardım alabilirsiniz (arka kısmına dayamanız gerekiyor). Böyle bir çekimde tripod kullanmanız şart!

Az Işıkta Yemek Fotoğrafı Çekmek

30 Ocak 2018 0 Blog

10 yıl kadar önce bu durum fotoğrafçılar için tam bir kâbus sayılırdı.

Bugün ise makine ve lenslerimizdeki teknoloji sayesinde biz yemek fotoğrafçılarının en sevdiği konsept karanlık yemek fotoğrafları… Bu konuda yeniyseniz, o büyülü fotoğrafları çekmenin çok zor olduğunu düşünebilirsiniz ancak bu iş hiç de o kadar zor değil. Sadece birkaç püf noktasıyla o harika fotoğrafları siz de çekebilirsiniz.

1. Işığı Yakalayın

Işığı yakalamakla kastımız, güneşli bir günde çekeceğiniz fotoğraflarla bulutlu bir havada çekeceğiniz fotoğrafların farklı sonuçlar doğuracak olması. Güneşli bir günde, ışık, evinizin veya fotoğraf çektiğiniz mekânın her yanına dağılacaktır. Daha bulutlu günlerdeyse tam aksi bir durum söz konusu. Hatta, ışığın pencereden geldiğini varsayarsak, bazen çekim yaparken pencereye daha yakın olmanız bile gerekebilir. Bu yüzden, farklı konumlarda farklı çekimler yaparak sonuçları karşılaştırmak en doğrusudur.

İlginçtir ki bazen, dışarıda oldukça kapalı ve bulutlu bir hava olduğu halde, ışığın parlaklığını koruduğu zamanlar da olabiliyor. Bu tür durumlarda; geniş, siyah bir mat board kullanmaktan çekinmeyin. Siyah yüzeyler, ışığı emme konusunda daima bir numaradır!

2. Gölgeleri, Karanlık Olan Tarafta Birleştirebilirsiniz

Bazen, iyi ışıklandırılmış alanlarda; ışığı kareye ve çekimi yapılan objeye yeniden yansıtmak için beyaz köpük levhalar kullanılır. “Backlighting” dediğimiz arkadan ışıklandırma fotoğraflarda bu teknik işinize çok yarar.

İşte, gölgeleri karanlık tarafta birleştirmek de bu noktada devreye giriyor. İyi yönlendirilmiş bir ışıkla çekim yapıyorsanız, düşük ışık yemek fotoğrafı çekimlerinizde, gözlerinizin gölgeleri kolaylıkla yakaladığını fark edeceksiniz. Eğer ışık yeterince doğrusal veya keskin değilse, elde edeceğiniz gölgeler de bir o kadar azalacaktır. Gölgeleri de yemek fotoğrafınıza dahil etmek istiyorsanız, ilk olarak bu keskin ışığı yakalamanız gerekiyor. Böylece, dinamik bir kontrast elde edebilirsiniz.

3. Beyaz Dengesi

Beyaz dengesi, kimi zaman hayati olabilir! Beyaz dengesi için kullanılan birçok farklı teknik var. Ama bizim önerimiz ve en güvenilir olanlarından birisi, beyaz dengesi için Kelvin (derecesi) kullanmaktır. Düşük ışık yemek fotoğraflarında beyaz dengesi kritik bir öneme sahiptir. Doğru bir ayarlama ile, fotoğraf sonrası süreçlerinizin de kolaylaştığını göreceksiniz!

4.Çekim Sonrası Süreç (Editing)

Eğer yemek fotoğrafçılığı ile ilgileniyorsanız, mutlaka bir Instagram hesabınız vardır ve size de şu tür sorular geliyordur: “Çekim sonrasında fotoğraflara ne tür işlemler uyguluyorsunuz?”.

Önce kendinize şu soruyu sorun. Eğer düşük ışık yemek fotoğrafları çekiyorsam, bunu yapmaktaki amacım ne? Işık ve karanlık arasında güçlü bir kontrast yakalamak? Tamamen “moody” bir imaj mı yakalamak istiyorum? Yoksa asıl amacım gölgeleri vurgulamak mı? Amacınız netse, uygulayacağınız çekim sonrası edit süreci de kolaylaşır. Çünkü artık ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuzdur.

Örneğin siyahı ve kontrastı artırabilirsiniz. Çerçevedeki parlaklığı düşürebilirsiniz, böylece odaklandığınız objeyi ön plana çıkarmış olursunuz.  Lightroom kullanıyorsanız daha karanlık bir görünüm için exposure seçeneğini (-) yaparak daha karanlık bir görünüm elde edebilirsiniz. Aydınlıkta kalmasını istediğiniz bölgeler içinse Adjustment Brush seçeneğini işaretleyip, exposure ile (+) pozlama yaparak alanın rengini açabilirsiniz.

Elbette Tripod

Tripodsuz bir yemek fotoğrafı çekimini hayal bile edemem. Hele ki ışığın az olduğu bir ortamda bu elzemdir. Özellikle enstantane değerinizin 1/125’in altında olduğu her an tripod kullanmalısınız.

Umarız bu teknikler, hayal ettiğiniz o düşük ışık yemek fotoğrafını çekerken işinize yarayacaktır. Daha fazlası için beni sosyal medya hesaplarımdan takip edebilir, çalışmalarınızı paylaşabilir ve sormak istediğiniz soruları her zaman iletebilirsiniz. Keyifli çekimler!

Food Styling Kimler için çok Değerli ve Neden?

25 Kasım 2017 0 Blog

Yemek fotoğraflarıyla her yerde sıkça karşılaşır olduk. Yemek düşkünlerinin, sürekli olarak karşılaştıkları her yemeğin fotoğrafını çekip paylaştıklarını düşünebilirsiniz.

Belki daha önce bunu pek hoş karşılamadığınız da oldu? Ama itiraf edin, gerçek anlamda kaliteli bir yemek fotoğrafı gördüğünüzde, bayılıyorsunuz! İştahınız kabarıyor. Yemek stilistliği ve yemek fotoğrafçılığı, yıllar önce snaplerde ve Instagram’da gördüğünüz, bulanık McDouble fotoğraflarını düşündüğümüzde, günümüze kadar inanılmaz bir yol kat etti. Paylaşımlar artık çok daha kaliteli, çeşitli ve yaratıcı. Bu iş artık bir sanata dönüştü ve günümüzde sosyal medyanın ilerleyişinin devam ettiğini de hesaba katarsak, yemek stilistliği ve yemek fotoğrafçılığı bugünlerde oldukça geçerliliği olan bir yetenek.

YEMEK STİLİSTLİĞİ KİMLER İÇİN ÇOK DEĞERLİ VE NEDEN?

1. Restoranlar

Kesinlikle! Eğer bir restoran sahibi veya yöneticisiyseniz, sunduğunuz yemeklerin görsellerini, stilinizi ve bu görselleri nasıl kullanmanız gerektiğini çok iyi bilmelisiniz.
Kendinize çok güvendiğiniz o yemeğe, ilk ısırıkta aşık olunması için yemeği misafirlere sunmanız gerekiyor. Peki bu duruma hiç şu açıdan yaklaşmayı denenizi mi?
İlk görüşte aşık olmak! Evet, potansiyel müşterilerinizi, doğru bir stil anlayışı ve profesyonel yemek fotoğraflarıyla birlikte, kilometrelerce öteden restoranınıza aşık edebilmeniz mümkün!
Günümüzde insanlar sosyal medyayı, özellikle de Instagram’ı, tıpkı Google gibi bir arama motoruymuş gibi kullanıyorlar. Viral bir yemek görseli yaratabilirseniz, Instagram “Keşftet” sayfası aracılığıyla bir anda binlerce yeni takipçiye ulaşabilmeniz mümkün.

2. Şefler

Şefler için en uygun tanımlardan birisi de, on parmağında on marifet taşıyan uzmanlar olmaları. Şefler, hazır bu kadar yetenekli ve yaratıcıyken, ellerinde yüzlerce reçete ve tarif varken; yemek stilistliğine ve yemek fotoğrafçılığına çok daha yakın olabilirler. CV’lerinde, kişisel marka konumlandırmalarında kendilerini bu sıfatlarla da tanıtabilirler. Böylece; kreatifler, fotoğrafçılar ve diğer şefler arasında, geniş repertuarlarını çok daha etkili bir şekilde sunabilir, isimlerini çok daha fazla insana duyurabilirler.

3. Bloggerlar

Bizler hala bu işin sırlarını araştırırken, birçok blogger; dünyanın bir ucundan diğerine seyahat ediyor, en şık kıyafetleriyle poz veriyor ve tattıkları harika yemeklerin fotoğraflarını bizlerle paylaşıyorlar. Eğer siz de bir bloggersanız, paylaştığınız yemek fotoğraflarında nasıl bir stil kullandığınıza, hatta tüm bu görsellerin oluşturduğu bütünsel algıya dikkat etmelisiniz. Takipçilerinizin ilgisini sürekli canlı tutmak için, seyahat ettiğiniz mekanları en iyi haliyle onlarla paylaşmanız gerekiyor. Bu durum, onlara duyurduğunuz en iyi yemekler için de böyle. Tüm görselliği ve stiliyle oldukça başarılı bir fotoğraf paylaştığınızda, ünlü bir restoranın ilgisini çekmeyeceğini ve bir blogger olarak marka adınıza artı bir değer kazandıramayacağınızı kim söyleyebilir?

4. Fotoğrafçılar

Fotoğrafçılık, durağan, kendini değiştirmeyen bir uğraş değildir. Hatta zamanla, fotoğrafçılığın belirli alt dallarında kendinizi bulabilir ve o alanda uzmanlaşmak isteyebilirsiniz. Diğer yandan, bu farklı dallara yöneldiğinizde, ne tür fotoğraflara yoğunlaşmış olursanız olun, mutlaka yeni şeyler öğreneceksinizdir. Örneğin bir portre fotoğrafçısı olsanız bile, yemek stilistliği konusunda bilgi sahibi olduğunuzda kendinize bambaşka yetenekler eklediğinizi göreceksiniz.

Bu örneği biraz daha somutlaştırmak gerekirse bir ailenin, bir parkta piknik yaparlarken, portre fotoğraflarını çekeceğinizi düşünelim. Evet, bu örnekte odaklanacağınız alan aile olabilir, ama portrelerinizi çekerken fotoğraflardaki yemekler stil olarak başarısızsa, bunun fotoğraflarınızda negatif bir etki uyandıracağı açık. Hatta fotoğrafın tüm estetik algısını düşüreceği de başka bir gerçek. Yemek stili konusunda bilgi kazandığınızda, bunun size sadece yemek stilistliği ile ilgili değil, genel anlamda fotoğrafçılıkla ilgili de farklı kazanımlar getireceğinden emin olabilirsiniz.

Turuncu İçerik Atölyesi, en iyi infografik yaratma uygulaması Piktochart’ın Türkiye partneri oldu!

18 Ağustos 2014 0 Blog

Turuncu İçerik Atölyesi, hiç grafik bilgisi olmayanların bile banner, infografik, prezentasyon yapımında harikalar yaratmasına olanak sağlayan uygulama www.piktochart.com‘un Türkiye partneri oldu.

Bu uygulamadaki layout’ları kısa bir süre için %80’e varan indirimle Türk kullanıcılarla buluşturan Turuncu İçerik Atölyesi, Eylül ayı itibariyle startup, blogger ve ajans çalışanlarına uygulamanın kullanımına yönelik workshop’lar düzenleyecek.

İçerik pazarlama dünyasında infografik’lerin gücü yadsınamaz. Özellikle gelecek içerik pazarlama trendlerinde ağırlığın görselliğe doğru kayacağını, metinlerden daha çok infografik ve videoların platin yıllarının başlayacağı gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, görsel hafızayı tetikleyen tasarımların önemi gittikçe daha da artacak.

2011 yılında bu farkındalıkla kurulan Piktochart, bugün dünyanın birçok ülkesindeki girişimci, blogger ve ajans çalışanının hayatını kurtarıyor, sunumlarının daha eğlenceli ve farklı olmasını isteyen kurum çalışanlarına farklı alternatifler sunarak hafızalarda kalmalarını kolaylaştırıyor.

Bugüne kadar 1 milyondan fazla kayıtlı kullanıcının 2 buçuk milyondan fazla layout oluşturduğu sitede, ayrıca tam 553 adet hazır tema bulunuyor.

Siz de banner, infografik ve sunumlarınızı ister bu hazır temalarla, ister birbirinden kullanışlı ikon ve tool’larla kendi temanızı yaratabilir, aşağıdaki yeni Türk kullanıcılara özel indirim kodlarıyla kurdelayı kesebilirsiniz.

İndirimden nasıl yararlanacaksınız?

www.piktochart.com tıklayarak üyeliğinizi gerçekleştirin.

https://magic.piktochart.com/plans linkinı tıklayın. Karşınıza kodunuzu girmeniz için bir kutu çıkacak. 

– Aylık üyelik için 29 dolar yerine sadece Türk kullanıcılar için kısa bir süreliğine oluşturulan “pikto17turkey” indirim kodunu girerek aylık  sadece 17 $ ödeyin!

– Ya da daha avantajlı seçeneği tercih ederek “pikto14turkey” koduyla 2 aylık 58 $ yerine sadece 25 $ ödeyin!

Piktochart’ın kullanımıyla ilgili sorularınız varsa, bu adrese gönderin.

info@turuncuicerikatolyesi.com

Piktochart’ı nasıl kullanacağınızı izlemek için tıklayın!